Embed

Kan Uykusu ' ndan UYANIN BÖLÜM 2

 

 

 

.

Kan Uykusu ' ndan UYANIN BÖLÜM 2

 

 

 

  
 

URL=http://imageshack.us/photo/my-images/59/kanuykusu1sw9vs2.jpg/][IMG]http://img59.imageshack.us/img59/6536/kanuykusu1sw9vs2.jpg[/IMG][/URL]Uploaded with [URL=http://imageshack.us]ImageShack.us[/URL] Ankara’dan gelen parayla Kuzey Irak’tan silah aldık


TERÖRLE mücadele artık savunarak değil saldırarak yapılmaya başlanmıştı. Erdal Sarızeybek, çatışma şartları gereği Hakkari bölgesinde silah envanterinin nasıl şekil değiştirdiğini çok çarpıcı bir anısıyla bakın nasıl anlatıyor.

“92’de biz 89 mm’lik Bazuka diye tabir ettiğimiz, iki tane borunun birbiriyle iç içe geçmesi ile kurulan, 89 mm’lik roketatar kullanıyorduk. Bu roketatar manyeto ile çalışıyordu. Tetiği çektiğinizde eğer akım sağlıklı bir şekilde rokete giderse patlıyordu. Bizim roketatarlarımızın imal tarihinin eski olması nedeniyle, herhangi bir olayda kullanıldığı zaman en az üç mermiden iki tanesi kullanılmıyordu. O tarihte teröristlerde RPG-7 diye tabir edilen Rus ve Çin yapımı roketatar vardı. Bu roketatarın özelliği neydi? Tek parçaydı. Mermiyi dışardan veriyordunuz namluya ve tetiği çektiğinizde patlıyordu. Dolayısı ile biz teröristlere bir tane roket atarken, onlar bize aynı anda 10 tane birden roket atıyorlardı.

TÜFEKLER ATEŞ ALMIYOR

Aynı şey makineli tüfekler için de geçerliydi. Bizde MG3 diye tarif ettiğimiz makineli tüfeğimiz vardı. Bu makinemizin bir aksayan özelliği, toz olduğu zaman, ki arazi de yoğun toz, namluya bu girdiği zaman mermi tutukluk yapıyordu. Teröristlerde hangi silah vardı? Biksi denilen Rus ve Çin yapımı makineli tüfek vardı. İsterseniz çamurun içine atın, isterseniz tozun içine, hiç tutukluk yapmadan ateş ediyordu.

Çatışmadan sonra, rahmetli Özal ve Eşref Bitlis alana geldi. Biz teröristlerden elde ettiğimiz silahları oraya serdik. Aradaki farkı da anlattık. “Evladım ne istiyorsun?” diye bana sordukları zaman dedim ki, “Sayın Komutanım, bize para verin, biz de Irak’tan silah alalım.”

“Peki” dediler. Parayı gönderdiler ve biz Irak’tan silahları aldık. Ve biz elimizdeki bütün silahları depoya kaldırdık. Kuzey Irak’tan alınan silahlarla kendimizi savunma durumuna geçtik.”




Hakkari Dağları hallac pamuğu gibi atılır

OPERASYONLAR Hakkari Dağları’nı hallaç pamuğu gibi atmaya başlamıştır... Ancak işin bir de Mehmetçik boyutu vardır... Özellikle batıdan doğuya giden asker ne görüyor? Ne hissediyor? Ne yiyor? Ne içiyordu?

Fırat Utku, İstanbul’dan gönüllü gider. “İlk defa kafama dank etti. O zamana kadar ben doğuda da hizmet veriririm diye düşünüyordum. O gün ne kadar zor bir şeye kalkıştığımı anladım. 10 saat yürüdük. Oniki bir gibi yola çıktık. Ertesi gün 10’a kadar yürüyüş yaptık. Bir dağın tepesine o arada mevzilendik. O yürüyüşü hiç unutmuyorum.”

Nizamettin Tayfur, batıdan doğuya gidenlerdendir... “Gittiğiniz zaman yaşamaya başlıyorsunuz ve yaşadığınızda şunu görüyorsunuz; bildiğiniz gerçeklerin aslında gerçek olmadığını, bildiğiniz yalanların da gerçek olduğunu görmeye başlıyorsunuz. Enteresandır, benim tespitlerimden bir tanesi, çatışmayı çok kötü bir olgu olarak gösteriyor bize biz sivil hayattan baktığımızda. Deriz ki çatışmaya girildi, halbuki bizim yaşadığımız dönemde çatışma korkunç bir şey değil.”


ÇATIŞMA ÇIKSIN DİYE DUA EDERDİK

“Bazen çatışma çıksın diye dua ettiğimiz zamanlar olurdu. 45 gün arazide kaldığımız bir dönemde intikal sırasında bunalıma girip üzerimize ateş açan askerimiz oldu. Baktığınız zaman, bu intikal sırasında yürüyorsunuz yürüyorsunuz, bir süre sonra diyorsunuz ki, keşke şu tepenin ardında bir PKK grubuyla karşılaşayım, çatışmaya gireyim, durayım ve dinleneyim. Bu çok enterasandır, çatışma çıktığında seviniyorsunuz.”

Kan Uykusu-3

Tüfeklerinizin dipcikleri dahil her şeyi yakın!

Osman Pamukoğlu kış şartlarında taarruz etmeyi tercih ediyordu. Bu stratejinin temel mantığı PKK’nın kış aylarında belli noktalarda toplu halde durmasıydı. Bu noktalardan biri de Buzul Dağı’ydı. Burada geçen üç geceden sonra askerlerin donmak üzere olduğunu gören Pamukoğlu Paşa emir verdi: Gerekirse tüfeklerin dipçikleri dahil hepsini yakın...

Osman Pamukoğlu kış aylarında saldırmayı uygun görüyordu. Bu stratejinin temel mantığı PKK’nın kışın belli noktalarda toplu halde durmasıydı. Bu noktalardan biri de Buzul Dağı’ydı. Sırada PKK’nın Alandüz kampı vardı.Osman Pamukoğlu PKK’nın Alandüz kampına 3500 askerle taarruz etti. “ Buzul Dağı’nı ocak ayında iki komando taburu yürüyerek geçti.

Eksi kırk derecede girdik. Havadan da 1500 komandoyu belli yerlere attık. Ama o akşam hava birden kapattı. Biz çanakta kaldık. Ben dahil. Tam beş gün. Erzaklarımız bitti ve gece kar hiç durmadan yağıyor. Ateş edemiyoruz. Bütün bölge; bütün o yarların üstünde tonlarca kar var. Bir silah patlasa binlerce ton kar hepimizin üzerine düşecek. Bizim erzaklarımız 3 günlüktür. Bitti hepsi. Erzak önemli değil de soğuk. Beşinci gündeyiz. İki buçuk-üç metre kardayız. Karın içindeyiz”

YAKMAK ZORUNDAYIZ


Kar durmadan yağmaktadır. PKK mağaralarda saklanırken o dev çanakta binlerce Mehmetçik kar altında beklemektedir.

İkmal de yapılamadığından askerler hem açlığa hem de soğuğa karşı müthiş bir mücadele vermek zorunda kalır.


Tabur Komutanı Vahap Özkan o saatleri şöyle anlatıyor: Hem doğa ile mücadele ediyorsunuz hem her an düşmanın yapabileceği ters harekete karşı tedbirli oluyorsunuz. Gündüz bulunduğumuz yerde gece; gece bulunduğumuz yerde gündüz bulunmuyorduk. O kara rağmen, tabii işin gizliliği de kalkmıştı, ağaç, dal ne bulursak yakıyorduk. En sonunda Osman Paşa bize tüfeklerimizin dipçiklerini bile yakabileceğimiz emrini verdi.

Osman Pamukoğlu o anı gözleri dolarak anlatıyor: “Emir verdim. Üçüncü geceden sonra bütün arka çantalar ve içindeki teçhizatı hatta gerekirse tüfeklerin dipçikleri dahil hepsini yakın. Başka olacak bir şey yok. Yani yakmak zorundayız. “



ABD uçakları Sikorskyleri vurdu

HAFTALAR sonra Kuzey Irak’a o yılların en kapsamlı harekatı olan “Ejder” düzenlenir. Osman Paşa binlerce Mehmetçikle sınırı geçer ve PKK’nın Irak topraklarındaki kamplarının tamamına, bir kez daha saldırır. Harekat tüm hızıyla sürerken Ankara’dan çok acil bir telsiz mesajı gelir. Genelkurmay Başkanı harekatı Irak topraklarında bizzat yönetmekte olan Osman Paşa’yla derhal görüşmek istemektedir. Pamukoğlu bir helikoptere biner ve şifreli görüşme yapacağı harekat merkezine gelir. Genelkurmay Başkanı çok açık bir emri sıkıntı içinde verir: Osman harekatı durdur. Çünkü İncirlik’ten kalkan ABD uçakları senin harekat yaptığın yerin hemen birkaç kilometre altında Birleşmiş Milletler’e ait Sikorsky helikopterini vurdu...”

KALINAN YERDEN DEVAM

 



Osman Pamukoğlu şoke olur ama meselenin analizini derhal yapar ve yorumlarını açıklamaktan da çekinmez:

Komutanım, o helikopterlerde silah yok ki. F-16’lar o helikopterleri yere indirmeye mecbur eder. Onlar da iner. Bu olayda bir hata olması mümkün değil. Genelkurmay Başkanı, Osman Pamukoğlu’na harekatı 2-3 gün durdurması talimatını verir.

Osman Pamukoğlu verilen emri harfiyen uygular. Genelkurmay Başkanı’yla yaptığı telefon görüşmesinden sonra askerlerini geri çekmez. Tam 2 gün sonra operasyona kaldığı yerden tüm hızıyla devam eder...



Timin tamamı öldü sandılar

1993-1995 yılları arasında Hakkari Dağ ve Komando Tugayı’na bağlı birlikler sorumluluk bölgelerinde ve çevrelerinde ne kadar tehdit unsuru varsa tamamına ve sürekli saldırmaktadır. Osman Pamukoğlu’nun askeri stratejiye ve taktik anlayışa getirdiği farklılığın izlerine belki de en çok komutası altındaki Mehmetçiğin anılarında rastlamak mümkün.

9.5 SAAT SICAK ÇATIŞMA

Nizamettin Tayfur, Osman Pamukoğlu’nun emrindeki yüzlerce timden birinin komutanıdır. Bakın girdiği çatışmalardan birini nasıl anlatıyor:

“150 kişilik bir PKK grupla karşılaştık. Bölük komutanım tim komutanlarını toplayarak bir strateji belirledi. Bu 150 kişiyi ateş altına alabilmek için bulundukları tepenin kenarında kayalık bir bölge var, buraya bir timin görevlendirilmesi söz konusuydu. Görevi ben aldım. Dolayısıyla gitmemiz gereken 60 metrelik bir kayalık bölge vardı. O bölgeye gidip konuşlanıp PKK’lıları çapraz ateşe tutacaktık. Ben önden 3. kişi olarak çıktım. Önde 2 askerim çıktı arkalarından ben çıktım. İntikaller tamamen ip şeklinde. Aramızda 3-4 adım olmak suretiyle bir sıra dizim şeklinde intikal ettik.

Bölgeye giderken işin verdiği heyecanla biz kendimizi olması gerekenin daha ötesinde bir bölgede bulduk. Ve PKK grubu tarafından sarıldığımızı gördük. O çatışma tam 9.5 saat sürdü ve tek bir askerimi kaybetmeden çıktık. Sonradan öğreniyoruz. Arkadaki bölükte kalan çocuklar-eyvah, bir timin tamamını kaybettik gözüyle bakmışlar. Ümidi kesip ruhlarımıza Fatiha okumuşlar.”

Elbette tüm çatışmalar zaiyatsız atlatılmıyordu. Fakat o süreçte yaşananlar içindeki en acı olay Mordağlarda yaşanan kanlı bir pusuydu. Serhat Karadeniz’in komutasındaki 4. Tabur operasyondan dönerken PKK’nın pususuna düşer:

“Gündüz 11 civarıydı araçlara bindik. Öğlen saat bir gibi telsizlerin çekmediği yerde bize pusu kurulmuştu. Ben 4. araçtaydım. 8. araca aşağı yukarı 3-4 tane roket düştü saat öğlen birdi. Telsizle haber vermeye çalıştık. Mümkün değildi, çekmiyordu. Demek ki buradaki grup telsizin orada çekmediğini bilecek kadar o bölgeye hakimdi. Demek ki Van bölgesinden gelen bir grup Yüksekova’ya taciz için geçmiş ve bölgesine geri dönmüştü. Bunların arkasını kesmeden onlar çemberin dışına çıkmışlardı. Bizden daha hızlı hareket etmişlerdi. Sonra çemberin dışından bizim hareketimizi izlediler dönüşümüzü beklediler çünkü tek bir yol var çok üzülerek söylüyorum o araçta bulunan timden 14 kişiyi de orada şehit verdik.”

TAMAMI YOK EDİLDİ

Osman Pamukoğlu, pusuya düşen taburu ziyarete gider. Askerlerin psikolojisi harap vaziyettedir. Arkadaşlarını kaybeden askere söz verir, “Size pusu kuran bu hainleri en kısa sürede mutlaka bulacağız ve tamamını yok edeceğiz.” Nitekim sözünü aynen yerine getirir.

“Biz bu grubu takip ettik. Hakkari Karadağ üzerine geldiler. Bir ağ kurduk. Ağın kapalı kısmı Van, Hakkari karayolundaydı. Bu ağı Karadağ’a kadar sürdük. 3500 metreye sürdük. İkindiye doğru çarpışma çıktı. Karşımıza Karadağ zirvesinde çıktılar ağı hareket ettirmedik. Hava karardı çatışma saat 22.00 civarı kesildi. Ama hareket ettirmedik ağı. Hava tam kararınca hiç alakası olmayan 2. Tabur’u Hakkari Geçitli üzerinden Karadağ arasına çıkardık. Sabah gün ağarırken o 60 kişi 2. Taburun 5. Bölüğü’nün namlularının ucuna çıktılar. Bunlar bize pusu kuran Başkale grubuydu. Ben de askerlere söz vermiştim. Bu pusuyu kuranları bulacağız demiştim. Tamamı yok edildi.”



Göğsümden kör kursunu cıkarmayın

 

URL=http://imageshack.us/photo/my-images/120/ku4ry8.jpg

26 EKİM gecesi Çukurca Üzümlü Karakolu baskına uğrar. Çatışma sabaha kadar sürer. 10 askerimiz şehit düşer. 17 PKK’lı öldürülmüştür. Osman Paşa birkaç hafta sonra Üzümlü’nün bir kez daha saldırıya uğrayacağı istihbaratını alır ve karakola 2 jandarma özel harekat timi gönderilmesini emreder. Bu timler 12 Aralık günü karakolu basmaya gelen 100 kişilik bir PKK grubu ile sıcak çatışmaya girer. Jandarma Komando Zekeriya Gözyuman bu çatışmada göğsünden tek kurşunla vurularak şehit düşer. Bir gün sonra Gözyuman ailesinin Adapazarı Akyazı’daki evlerinin kapısını bir üsteğmen çalar.

HER ŞEY BAĞLANDI KALDI

Kapıyı Zekeriya’nın babası açar.”Şimdi onlar beni görünce böyle kilolu milolu, zaten hasta olduğumu duymuşlar. Demişler biz buna diyemeyiz, kalpten malpten gider. Neyse sonra anlattılar. Oğlun şehit düşmüş Allah sabırlar versin. İşte şöyle olmuş böyle olmuş... Bitti her şey bağlandı kaldı.”

Evde herkes feryat etmekte ağlamaktadır. Bir tek kişi son derece metanetlidir. Anne Asiye Gözyuman acı haberi aylar önce bizzat şehit düşen oğlundan almıştır aslında.

ANNE RÜYASINDA GÖRDÜ

“Anne, ben şehit düşeceğim dedi. Ağlamayacaksın dedi. Ben de dedim ki, oğlum bak dedim sen ana olsan ben de oğlun olsam sana böyle anlatsam nasıl olur dedim. Gurur duyarsın gurur dedi. Öyle gitti. Sonra yedinci ayda ben bir rüya gördüm. Beyaz sakallı bir ihtiyar bana dedi ki başına bir felaket gelecek ağlamayacaksın. Okudu, sabredeceksin dedi. Başıma ne gelecek? Çünkü hiç aklıma gelmiyor benim oğlum şehit düşer diye. O gün saat 2’de de işte astsubay ile teğmen geldiler. Bize söyleyemiyorlar. Ağabeyimi çağırdılar yukarıdan. Ben anladım tabii. İçeri gittim ağabeyim bayılmış. ‘Zekeriya şehit mi düştü yoksa?’ dedim. ‘Gurur duyacaksın ağabey’ dedim. ‘Ben şehit annesi oldum. Vatan sağolsun’dedim.”10 gün sonra Zekeriya Gözyuman’ın şahsi eşyaları gelir. Annesi çantanın bir gözünde Zekeriya’nın eliyle yazdığı bir şiiri bulur. O zaman gözyaşlarını tutamaz.

Kan Uykusu -4



 BU ANIT OSMAN PAMUKOĞLU TARAFINDAN DOGU VE GÜNEYDOGUDA ŞEHİT OLAN TÜRK ASKERLERİNİN ANISINA YAPTIRILMIŞTIR..

Iran’daki PKK kampına operasyonu Demirel önledi

1993-1995 sürecinin belki de en kritik olayı PKK’nın İran’daki Jerma Betkar kampına yapılacak harekattır. Pamukoğlu operasyon planını Ankara’ya bildirir. Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı operasyon detaylarını Başbakan Tansu Çiller’le paylaşır ve onay alır. Ancak Cumhurbaşkanı Demirel İran’la ilişkiler açısından harekatı sakıncalı bulur

Pamukoğlu Paşa’nın görevde olduğu 1993-1995 sürecinin belki de en kritik olayı İran’a yapılacak bir harekattır. Osman Pamukoğlu o güne kadar sadece Irak topraklarındaki kamplara operasyon düzenlemiş ve sorumluluk şahsında ciddi bir rahatlama sağlamıştır. PKK’nın İran sınırındaki Jerma Betkar kampında büyük bir grup olduğu istihbaratını alır.

Gerekli tüm planlamayı yapar ve Ankara’ya bildirir. Pamukoğlu planı şöyle anlatıyor: “Timlerimiz Şehidan Dağı’na tırmanacak ve o çukurun ağzını kapatacak. Sabah saat 05:00’ten itibaren 600 tane havan mermisi atılacak. 300 tanesi yere vurunca patlayacak. Kalan 300 tanesi de havada patlayacak. Topçu atışı biter bitmez, ki bu ateş esnasında PKK’lıların hepsi yanlara fırlayacak...Yamaçlarda bekleyen 400 komando doğudan 400 komando batıdan bunları ateş altına alacak.. Bu harekat saat en geç saat 09.00’da bitecek.”


ÇİLLER ONAY VERİR

Pamukoğlu planı Ankara’ya gönderir. Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı operasyon detaylarını Başbakan Tansu Çiller’le paylaşır ve onay alır.

Osman Pamukoğlu tabur komutanlarına detaylarıyla anlatır ve taarruz emri verir. Binlerce asker Şehidan Dağı’nı tırmanmaya başlar. Ancak hükümet ortağı Başbakan Yardımcısı Hikmet Çetin operasyonun İran topraklarına yapılacağını öğrenir ve karşı çıkar. Çiller’in kararlılığını görünce bu hassas konuyu Köşk’e taşır. MGK derhal Çankaya Köşkü’nde Demirel başkanlığında toplanır. Jandarma Genel Komutanı, bu karmaşa üzerine derhal Osman Pamukoğlu’nu arar ve ,”Osman Paşam birlikler oldukları yerde beklesin MGK olağanüstü toplandı. Biz sana haber vereceğiz” der. Pamukoğlu sabırsız ve gergindir.

“Bize ikindi civarında bu konuyla ilgili MGK’nın topladığı karar çıkarsa bir harekat yapılacağı söylendi, öyle bir talimat aldık. fakat bunu benim taburlara söylemem olmaz. Muharebe psikolojik bir şey. En küçük bir şey moralleri bozabilir. O nedenle harekatın Milli Güvenlik Kurulu’ndan çıkacak karara bağlı olduğunu subay ve askerlere söylemedim. Fakat bir yandan zaman geçiyor ve hava kararmaya başlıyor. Diyelim haber geldi -yapın- diye... Kaçta geldi? 9’da, 10’da, 11’de... O hareket yapılmaz ki... Taburun biri takribi 30 kilometre yol gidecek. Cetvelle öyle değil. Ama biz inecez çıkacaz 30 kilometre gidecez. Öbürü de 26 kilometre kadar gidicek. Ne zaman gidecez gündüz olacak gidene kadar. Biz daha Şehidan Dağı’nda kampa yaklaşmadan gündüz olacak. -Asker orada beklesin ertesi gece yapalım? -dense...ertesi gece asla mümkün değil. Biz bir açılıp çözülüp o köylerden mezralardan geçtikten sonra ve orda ertesi günü bekleyerek o gün orda kaldıktan sonra o kampta insan kalır mı?

Dolayısıyla zaman hayatiydi bizim için. Ben birliklere -Şehidan Dağı’na çıkın ve siyasi hududu geçin-emri verdim. Bunun başka bi şekli yok. Çünkü bulunduğumuz yerden 8 -10 kilometre yaklaşmamız lazım.

ZAMAN KILIÇ GİBİ

Bu arada saat 19 civarında müthiş bir yağmur başladı. Şemdinli’nin üzerini kara bulutlar kaplamış. Göz gözü görmüyor. Bir ara jandarma Genel Komutanımız Aydın İlter Paşa aradı, “Osman Paşa sakın MGK kararı çıkmadan bir şey yapma ve bekle dedi.” “Komutanım zaman hayati bizim için ve bir kılıç gibi kesiyor”dedim

HAREKAT DURDURULDU

Osman Pamukoğlu tüm bu detayları hesaplar ve düşünürken Cumhurbaşkan’ı Demirel Ankara’da uzun tartışmalardan sonra noktayı koyar. Sonradan medyaya konu olan MGK toplantısında Demirel İran gibi bir komşu ülke topraklarında, izinsiz operasyon yapmanın iki ülke arasındaki ilişkilerde yıllarca kapanmayacak bir yaraya yol açabileceğini söyler ve operasyonun yapılmamasını söyler. Karar Osman Pamukoğlu’na bildirilir. Pamukoğlu çaresiz askerlerini geri çağırmak zorunda kalır.



HEYECAN VARDI AMA...

 


Tabur Komutanı Vahap Özkan iptal kararının alındığı sırada Şehidan Dağı’nı tırmanmaktadır. “Bir jandarma karakolundan çağrı aldım, telsiz çağrısı. Doğru kodlarla geri dönmemiz isteniyordu; güvenemedim.İran’ın 5-6 km içerisindeydim, arkasından başka bir jandarma karakolunun telsizi anons etti, gene inanamadım çünkü çok gizli ve önemliydi, telsiz yanıltması olabilir diye düşündüm. Tırmanıyorum ve önemli bir kısmını da tırmanmış durumdayım, yani bana bir yarım saat daha müsade edilseydi Şehidan Dağı’nın tepesinde olacaktım; yani sırtlara ulaşmış olacaktım. Tabii, yerler kar. Hava koşulları çok uygun değil ama. İlginç bir olay daha, ben taburumda da o güne kadar görmediğim heyecan vardı, askerlerin gözleri ışıl ışıl. Çağrı yapan son istasyona -ses tonunu tanıdığım birinin bana anons etmesi gerektiğini yani komutanlık makamından bir sesin bana hitap etmesi durumunda geri dönebileceğimi-ifade ettim.”

HELİKOPTERDEN ANONS

Osman Pamukuoğlu helikoptere biner ve dağın yamaçlarına yaklaşıp telsizden bizzat anons yaparak operasyonun iptal edildiğini ve birliklere geri dönmeleri emrini verir. İki gün sonra Jandarma Genel Komutanı Aydın İlter Paşa bölgeye gelir. Osman Paşa kızgındır. “Bana-sen şimdi dolusundur-dedi. -Daha sonra yaparız dedi. ‘Komutanım bitti daha sonrası yok’ dedim... Çünkü, ertesi gün İran geldi, Türklerle başımızı belaya sokacaksınız defolun gidin buradan’ dedi. Oradaki 350 terörist pılını pırtısını topladı 3 saatte orayı terketti. Onlardan 250 kişi Zagros’a geçtiler. 100 -150 kişi de buradalar-dedim...”

Birkaç gün sonra Osman Paşa’nın tahmin ettiği o 150 kişilik PKK grubu Durak Karakolu’nu basar.

Muharebe tam 3 gün sürer. Tam 15 şehit verilir. Osman Paşa bizzat çatışmaya girer,

“Ben zaten indiğimde çarpışma devam ediyordu. Benim bile azami 60-70 metre mesafemde ateş açtılar. Daha oradalar yani karakolun dibinde adamlar. O kadar iç içe girmişler.”

İPTAL SONRASI KARAKOL BASKINI

 

[URL=http://imageshack.us/photo/my-images/149/kanuykusu02ws1.png/][IMG=http://img149.imageshack.us/img149/2040/kanuykusu02ws1.png][/IMG][/URL]

Uploaded with [URL=http://imageshack.us]ImageShack.us[/URL]


Operasyon iptal olduktan birkaç gün sonra İran’dan sızan 150 kişilik PKK grubu Durak Karakolu’nu basar ve 15 asker şehit olur. Osman Paşa haklı çıkmıştır...

DEMİREL'E YANIT YOK

Jerma-Betkar operasyonuna iptal emri veren Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel daha sonra Durak Karakolu’na gelir. Kendisini Osman Pamukoğlu karşılar. Demirel sıkıntılıdır. Pamukoğlu’na döner ve bir şey ister,”Generalim bana bunların İran’dan geldiğini kanıtlamanız lazım ki bende bir şey yapayım.”

Osman Paşa bu sözler üzerine İran sınırı üzerindeki karakolun delik deşik duvarlarına, yerlerdeki kanlara bir de birkaç gün önce zirvesinden döndükleri Şehidan Dağı’na bakar. Demirel’e yanıt vermez.

Susar. Bir süre sonra tayini çıkar ve Hakkari’den ayrılır. Arkasında şehitler için yaptırdığı dev bir anıt bırakır.

“İsimleriyle güneşi yükseltenler.”

NOT; DEGERLİ GAZETECİ SAYIN  SERDAR AKİNAN  BEYFENSİYE VE YAPIMDA EMEGİ GEÇEN TÜM ÇALIŞANLARINA.. SKY _ TÜRK TV YÖNETİCİLERİNE VE YAPIMCILARINA SAYĞILARIMIZI ŞÜKRANLARIMIZI SUNARIZ..

HAK VE EŞİTLİK  PARTİSİ MALTEPE İLÇE

TEŞKİLATI

MALTEPE _ İSTANBUL
  
BİTTİ

SERDAR AKİNAN

AKŞAM

 

 http://www.idealimforum.com/basindan-alintilar-ve-haberler/6365-kan-uykusu-ndan-uyanin.html

 

.

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !